Yıldızname - Medyum Mehmet Hoca

Yıldızname

yildizname

Bilinmelidir ki; ’lerin mü’min olanları insanlardan pek uzak durup, onlara karışmaları kesinlikle yasaktır. Ancak bazı haller müstesna. Kişinin kemik ile taharetlenmesi (bu konuda hadis; Kemik ile istinca yapmayınız. Onlar mü’min cinlerden olan kardeşlerinizin ’larıdırlar) kırıkları üzerine yatmak, bununla helaya gitmek gibi bazı hallerde insanlara ilişir ve korkuturlar. Ki sebebi mü’min olmalarındandır. Aksine mü’mine asla zarar vermezler.

Bazı tesbih veya duaların birer “HADİMİ “ yani “hizmetlisi – görevlisi” vardır. Eğer bir kişi oturup, o kelimeyi veya duayı adedince okur, sonra da karşısına dikilen cinden, o an için korkmadan bir şey isteyebilirse, o şey derhal olur. O Cin’in kendi emrine girmesini isterse, o CİN artık onun hizmetkârı durumuna girer. Sufli olanlarda da böyledir. Mü’min insandan uzak dururlar. Zira mü’min her an Rabbi iledir. Onu zikreder O’na Kulluk eder. Ancak maneviyatı zayıf olanlar müstesna.

İşte bu tip insanlara sürekli sokulup vesvese verir, her zaman açıklarını arar. Bu açıklar ki pis yerlere mecbur kalıp gittiğimizde Besmele okumadan, Allah’a sığınmadan gitmek, cünüp gezmek, çalgı düğün gibi işlerle uğraşmak, hamamlarda edepsiz bulunmak,evinde çıplak dolaşmak gibi durumlardır. Buna benzer durumlarda hemen o kişiye sokulup ona musallat olmayı denerler.

Kişinin, doğum tarihi ve saatine göre hazırlanmış yıldız haritası, o kişinin kader çizgisini bir ölçüde anlamamıza vesile olur. Genetiğimizde mevcut bilgiler eşliğinde kişilik özelliklerimiz, nasıl bir hayat süreceğimiz, uzak ilişkilerimiz, yaşam boyu nelerle karşılaşacağımız; huyumuz, mizacımız, muhtemel hastalıklarımız, hakkında bilgi alabileceğimiz bir alandır diyebiliriz .. Ancak; yıldız ifadesinden anlaşılması gereken insan üzerindeki manyetik etki alanlarıdır (Güncel ifadeyle çakralar). Bu manyetik etkiyi yıldızlar oluşturur. Kişinin özel yıldız haritasında, her gezegen belli bir burcun, belli bir derecesine düşer. Aynı zamanda da 12 evden birine isabet edecektir. Bu şekilde sabitleşir ve artık değişmez. Böylece, buna dayalı olarak beyinde belli noktalar açılır ve faaliyete başlar….

Bu konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim bizlere bazı ipuçları veriyor;

“Güneş ay’a yetişemez. Gece de gündüzü geçemez. Hepsi birer felekte yüzerler.” (Yâsin/40)

“O göklerde ve yerdekilerin tamamını, kendi tarafından sizin hizmetinize verdi. Bunda tefekkür eden bir kavim için ayetler ve ibretler vardır. “(Casiye/13)

Hz. Mevlana meşhur eseri MESNEVİ’de, birinci cilt 750-755.ci beyitlerde şöyle anlatmaktadır.

“Güneş, bir burçtan bir burca gidip durduğundan, pencereye vuran ziyası da evin etrafında döner dolaşır. Kimin bir yıldızla alaka ve mecburiyeti varsa; o, kendi yıldızı ile döner, dolaşır, o yıldızın altındadır. Yıldız gibi tertemiz ruhlar, gökyüzündeki yıldızlara ders verir, yardım eder. Görünüşte hükmeden bu bize yıldızlardır, fakat aslında, içrek (Ezoterik = Yalnız vakıf olanlara öğretilen) bilgimiz göklere hükmeder. Bu sebeple sen bedende küçük bir alemsin, fakat hakikatte ise kainat sensin…” 

Şimdi güneş sisteminin hareketini düşünün. Tüm Gezegenler sürekli bir dönüş ve hareket içindeler. Bunun sonucu, her an, değişik mana yüklü dalgalar uzaya yayılmaktadır. İşte, bir gezegen, kendi haritamızda belli bir burçta bulunan ve artık bizim için sabitleşmiş olan gezegenimizin, yani beynimizde açılmış olan sabit bölümlerin üstünden geçerken; veya o nokta ile çeşitli açılar oluşturduğu zaman, biz belli durumlarla, duygularla veya olaylarla karşılaşırız …

Daha önce, o devre açıldığı için, daha sonra, o noktaya denk gelen etkiyi, beynin değerlendirmesi mümkün olur. Sistemin işleyişi bu şekildedir.

Yıldızname doğum günü, ay, yıl, saat ve doğum yerine göre çıkartılmış bir haritadır. Eski dönemlerde doğum tarihleri şimdiki gibi düzenli kaydedilmediğinden, kişinin tayini ebced hesabı ile yapılıyordu. Ancak; konudan habersiz ve bilgisiz kişiler hala isimden ebced hesabı yaparak tayini yapmaya çalışıyor. Oysa ki, Yıldızname’de doğum darihi en önemli veridir ve ebcedle yapılan hesaplamalar çoğunlukla hatalıdır.

Yıldız haritası, kişinin doğum yerine göre, doğum anında gökyüzünün konumunu kağıt üzerinde, iki boyutlu olarak gösterir. Dairesel bir görüntüsü vardır. Bu Dairenin ortasında Dünya bulunmaktadır. Çünkü biz gökyüzüne dünyadan bakarız. İçi boş olarak kabul edilen daire 30 ar derecelik 12 eşit bölüme ayrılır. Bu bölümleri ayıran çizgilere-ev çizgileri, her bir bölüme de “gökyüzü evleri” veya kısaca “ev” ismi verilir. Her bir ev, yaşam faaliyetlerinden belli bölümleri temsil eder. Evlerin sıralanışı, Saatin tersi istikametindedir.
Doğal gökyüzü haritasında Koç burcunun başlangıcından geçen veya diğer anlatımla, 1. Evin Başlangıç çizgisi UFUK ÇİZGİSİ adını alır. Bu çizginin geçtiği burç ise, Yükselen Burç adını alır … 9 ve 10. evi ayıran çizgi BAŞ UCU noktasıdır ….

Bir yıldız haritasında, Başucu noktası, Ufuk çizgisi ve ev çizgileri çok önemlidir. Başucuna düşen bir Gezegen, adeta yaşamınıza ışık tutar, hayatımızı kendi manası istikametinde yönetir. Ufuk çizgisinin başlattığı 1.ci eve düşen bir gezegen ise, kişiliğinizden tipinize kadar belli özellikler verir.

Ayrıca her hangi bir gezegen, en güçlü etkisini bir eve girerken ve bir evden çıkarken ortaya koyar. Dolayısıyla bu çizgilerin sağlıklı olması için, doğum saati ve tarihinin doğruluğu çok önemlidir.

basucu

21 Mart – 21 Nisan Hamel (Koç)
21 Nisan – 21 Mayıs Sevr (Boğa)
22 Mayıs – 21 Haziran CEVZA (İkizler)
22 Haziran – 23 Temmuz SERETAN (Yengeç)
24 Temmuz – 23 Ağustos Esed (Aslan)
24 Ağustos – 23 Eylül SÜMBÜLE (Başak)
24 Eylül – 23 Ekim Mizan (Terazi)
24 Ekim – 22 Kasım AKREB (Akrep)
23 Kasım – 22 Aralık KAVS (Yay)
23 Aralık – 20 Ocak CEDY (Oğlak)
21 Ocak – 19 Şubat DELV (Kova)
20 Şubat – 20 Mart Hut (Balık)

Bu burçlar kendi aralarında mevsime göre;

İlkbahar noktası burçları (burc-u rebii): KOÇ – BOĞA – İKİZLER
Yaz noktası burçları (burc-u sayfi): YENGEÇ – ASLAN – BAŞAK
Sonbahar noktası burçları (burc-ı harifi): TERAZİ – AKREP – YAY
Kış noktası burçları (burc-ı şefvi): OĞLAK – KOVA – BALIK biçiminde bölünür.

Burçları dünyayı oluşturan dört ögeye göre değerlendirirsek,

Ateş burçları (burc-ateşi ya da azeri): KOÇ – ASLAN – YAY
Toprak burçları (burc-ı Haki): BOĞA – OĞLAK – BAŞAK
Su burçları (burc-ı Abı): YENGEÇ – AKREP – BALIK
Hava burçları (burc-ı Badi): TERAZİ – İKİZLER – KOVA

Ayrıca burçlar

Kuzey burçları (burc-ı şimali): KOÇ – BOĞA – İKİZLER – YENGEÇ – ASLAN – BAŞAK
Güney burçları (burc-ı cenubi): TERAZİ – AKREP – YAY – OĞLAK – KOVA – BALIK olarak da sınıflandırılır.

Osmanlı yıldız falı anlayışına göre, burçlar, yıldızlar ve Burçların doğa özellikleri arasında dostluklar ve düşmanlıklar vardır. Arkadaş ve eş seçerken bu dostluk / düşmanlık göz önüne alınmalıdır.

Dünyayı oluşturan ögelerden;

Ateşin dostu hava, düşmanı su.
Toprağın dostu su, düşmanı hava.
Havanın dostu ateş, düşmanı toprak.
Suyun dostu toprak, düşmanı ateştir.

Eski kültürlerde olduğu gibi Osmanlı’da da dokuz yerine yedi gezegen vardır. Bunlardan GÜNEŞ ve AY gezegen sayılmaz. Böylece, dokuz yerine beş gezegen vardır; Kamer (Ay), Utârid (Merkür), Zühre (Venüs), Şems (Güneş), Merih (Mars), Müşteri (Jüpiter) ve Zuhal (Satürn).